-
-
Prof.Dr. Timuçin Kaşifoğlu
Romatoloji - İç Hastalıkları Uzmanı
Halk arasında genellikle kas ve eklemleri etkilediği bilinen bu hastalıklar başka organları da etkileyebilmekte, işlevlerini bozabilmektedir. Sözü edilen bu organlar deri, göz, kalp, akciğer, böbrek ve beyindir. Çok çeşitli yakınma ve organ tutulumlarına neden olabilen bu hastalıkların tedavisi günümüz koşullarında mümkündür. Bununla beraber çoğu romatizmal hastalığın tamamen ortadan kalkması mümkün değildir. Sürekli hasta-hekim işbirliği gerektirir. Tedavideki en büyük amaçlar, hastanın yakınmalarını ortadan kaldırmak, etkilenen organlarda kalıcı bir bozukluk gelişmesini önlemek ve mümkün olduğunca hastanın normale yakın bir hayat sürmesini sağlayabilmektir. Tedavi seçiminde romatoloji uzmanı hastaya göre karar verir. Her hastalık herkeste aynı seyretmediği gibi, ilaçlar da her hastada aynı etkinliği göstermeyebilir. Şeker hastalığı, yüksek tansiyon, böbrek ya da kalp yetmezliği gibi bir takım hastalıkları olan hastalarda bazı ilaçlar hiç kullanılamaz, bazıları ise daha düşük dozlarda ve yakın takiple kullanılabilir. Gebe ve emziren kadınlarda kullanılabilecek ilaçlar yine çok kısıtlıdır. Bu nedenle hastanın takiplerini aksatmaması, hekiminin önerilerine uyması çok önemlidir. Çevresindeki insanların kulaktan dolma sözleri ya da önerilerine göre hareket etmesi sonunda hastanın kendine zarar verecektir. Romatizmal hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçlar ana başlıklar altında kısaca şöyledir: KORTİZON: Bu ilaçlarlar romatoloji pratiğindeki en etkili ilaç grubudur. Romatizmal hastalıkların birçoğunda tedavinin başlangıç ya da bir döneminde kullanılırlar. Romatoloji uzmanları yan etkileri olabilen bu ilacı; gerektiğinde kullanmaktan kaçınmaz çünkü sağlanacak fayda daha önemlidir. Bu nedenle romatolog takibindeki hastalar; kortizonlu ilaçlar hakkında söylenen çevreden duydukları sözlere kulak asmamalıdırlar. Bu ilaçları kullanan kişilerin dikkat edeceği en önemli konu tuz yememektir. Yemeğine tuz ekmese bile, yemek pişerken konan tuz, ya da zeytin, peynir, ekmek gibi besinlerin içindeki tuz hastanın yüzünde şişmeye, tansiyonun yükselmesine neden olabilmektedir. Şeker ve yağlı gıdaları tüketirken de daha dikkatli olması önerilir. Şeker hastalığı olanlarda kan şekerlerinin bozulmasına neden olabileceğinden daha sıkı bir diyet ve takip gerektirir. Bu ilaçlar ayrıca tüylenme artışı ve vücutta sivilceler yapabilir. Genç hastalarda bu istenmeyen etki ilaç dozları azaltılınca genellikle düzelir. Uzun süre kullanımda osteoporoza(kemik erimesine) neden olabilir. Bu nedenle tedaviye çoğunlukla kalsiyum ve D vitamini içeren ilaçlar eklenir. İlacı yüksek dozlarda alması gereken hastalarda mikrobik hastalıklara daha kolay yakalanmaya neden olabilir. Hastada sarılık (hepatit B, C) varsa sakıncalı olur ve tedavi öncesinde bu testler genellikle hekim tarafından kontrol edilir.
ROMATİZMAYA KARŞI HASTALIK AZALTICI İLAÇLAR: Daha önce söylendiği gibi romatizmal hastalıklar tamamen ortadan kaldırılamamaktadır. Amaç bu ilaçlar ile hastalığı en düşük seviyede tutabilmektir. (Bunu bir örnekle açıklayalım. Hastalığı vahşi bir hayvana benzetirsek, elimizdeki imkanlarla bu hayvanı öldürecek bir silah şu an elimizde yoktur. Bu hayvanı öldüremesek de uyumasını sağlayabiliriz ve bu şekilde çevresine zarar vermesini önleyebiliriz.). Metotreksat, sulfasalazin, hidroksiklorokin, azatiopirin, siklofosfamid, siklosporin gibi ilaçlar bu gruba örneklerdir. Ortak özellikleri etkilerinin geç ortaya çıkmasıdır ve bu süre yaklaşık 3 (üç) aydır. Bu tedavi bir hastaya başlandığında aylar ya da yıllar gibi uzun sürelerle kullanılır. İlaçların etkisi geç başlasa da yan etkiler erken dönemlerden itibaren ortaya çıkabilmektedir. Bir ilaca yeni başlanan hastalar olası yan etkiler açısından gerek kan tetkikleri gerekse muayene ile daha sıkı bir izleme alınırlar. Oluşan yan etkiler hafif bir bulantıdan, organ bozukluğuna kadar gidebilen ciddi durumlara kadar değişebilir. Ancak bunların çoğu uygun takiple erken dönemde saptanarak, neden olan ilaç bırakıldığında tekrar düzelir. Bu yan etkiler yapılacak düzenli karaciğer, böbrek testleri ve kan sayımları ile 6 aylık aralarla yapılacak göz kontrolleri ile kolayca saptanabilir. Hastanın önceden olmayan ateş ve döküntü gibi durumlarda da takip eden hekimine başvurması olayın daha ciddi boyutlara varmasını engeller.
Halk arasında genellikle kas ve eklemleri etkilediği bilinen bu hastalıklar ba...
Bu site 05.10.2026 22:46 tarihin de güncellenmiştir.
Copyrights © 2026 All Rights Reserved. Powered by drtimucinkasifoglu.com
Kişisel Verilerin Korunması Kanununu
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.© 2026, Tüm hakları saklıdır. Gizlilik Sözleşmesi. Bu web sitesi CEOTECH tarafından yapılmıştır. Daha detaylı bilgi almak için lütfen tıklayınız.